VERGİ DENETMENİ

 
 
İLETİŞİM
Ziyaretşi defteri
HABER
arkadaşları
vergi denetmeni blogcu
Adana V Dairesi
Resim
Konya vergi daire
Hamideoz
Cukurbag Koyu
ozdaganer
=> VERGİ DENETMENİ AKİF ÖZ
yarim
albüm
vdd
cukurbağ
akif öz blogcu
FAYDALI LİNKLER
TATİL PORTAKALYA
 

akif oz sitesi

VERGİ DENETMENİ AKİF ÖZ




SİTE

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* akifoz
* Sarıveliler Çukurbağ köyü
* Hamide ÖZ
* Daganer
* Özdaganer
* Adana Vergi D
* vergi-denetmeni
  • GENEL
  •  Başkanın BAREM dergisine açıklaması

    Türkiye"de toplanan vergilerin yüzde 70"nin, KDV ve ÖTV"yi de kapsayan dar gelirli vatandaşlara daha fazla yük oluşturan “dolaylı vergiler” üzerinden sağlandığını ifade eden Vergi Denetmenleri Derneği Genel Başkanı Aykut Güleç, bu vergi politikanın iflas ettiğine işaret ediyor. Dolaylı vergiler üzerine kurulu bir sistemin vergi adaletini bozduğunu, vatandaşı vergi kaçırmaya yönlendirdiğini kaydeden Güleç"in, yolsuzlukla vergi verme bilinci arasında kurduğu bağlantı ise üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir nokta. Yolsuzlukların rakamlarla ifade edilen tahribatının dışında sosyal açıdan vatandaşı vergi vermekten uzaklaştırdığını vurgulayan Güleç, verginin sosyal boyutları ve etkin bir vergi denetiminin nasıl olması gerektiğini A"den Z"ye BAREM Dergisi"ne anlattı.
     
    -Verginin birey ve toplum için önemi nedir?
    Anayasamızın 73"ncü maddesine göre, herkes kamu giderlerini karşılamak üzere ödeme gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür. Aynı maddeye göre vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımında Maliye politikasının sosyal amacı belirtilmiştir. Vergi kamu giderlerini karşılamak üzere karşılıksız olarak alınan bir meblağdır. Vergi toplum yönünden kamu giderlerinin finansmanın yanı sıra kamu hizmetlerinin daha kaliteli hale getirilmesi, bir ülkenin gelişmesi ve kayıtdışı ekonomiyle mücadelede son derece önemli bir role sahiptir. Devleti devlet yapan bir unsurdur.
    Vergi, toplanması en kolay olan, maliyeti olmayan veya çok az olan bir kamu kaynağıdır, geliridir.
     
    -Türkiye"deki vergi politikasının işleyişi nasıl?
    Türkiye"de özellikle tüketim ağırlıklı vergi (dolaylı vergiler) türlerine yüklenilmiştir. Örneğin KDV, ÖTV gibi. Özellikle uzun yıllardan beri dolaylı vergilerin payı yüzde 70"ler civarında seyretmektedir. Dolaysız vergiler dediğimiz gelir ve kurumlar vergisinin payı ise yüzde 30 civarındadır. Gelişmiş ülkelerde bu tam tersidir. Dolaylı vergilerin yarattığı sıkıntıların başında, vergi yükünün dar gelirli vatandaşlarımızın üzerine yığılmasına sebebiyet vermesi ve vergi adaletini bozmasıdır. Dolaylı vergiler üzerine kurulu politika kayıtdışıyla mücadeleyi de zafiyete uğratmakta, gelir dağılımının adaletli olmasını engellemektedir. Bu adaletsizlik vatandaşlarımızı, kayıtdışı ekonomiye itmek riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Kayıtdışı ekonomi kayıtlı ekonominin rakibidir, dolayısıyla da haksız rekabete yol açmaktadır. Haksız rekabette de vergi adaletinin olmadığına inanan mükellefler, kendi adaletini kendisi sağlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle vergi kaçırma yoluna gitmektedirler. Büyük firmalar vergiden kaçırmak için özellikle hukuksal yöntemler kullanırken, küçük işletmeler daha çok doğrudan vergi kaçırmaya yönelmişlerdir.
     
    -Hukuksal yoldan vergi kaçırmayı açar mısınız?
    Mevzuattan kaynaklanan boşluklardan yararlanmak şeklinde. Büyük firmalar yanlarında bu mevzuatı çok iyi anlayan kişileri çalıştırabilmektedirler, onların görüşlerine başvurmaktadırlar ve hukukun boşluklarından yararlanarak vergi kaçırma yöntemlerini denemektedir.
     
    Türkiye"de uygulanan politikalar neticesinde vergi kaçırmak çok normal bir davranış haline gelmiştir, vergi kaçırmayanlara anormalmiş gibi yaklaşılmaya başlanılmıştır.
     
    -Normal vatandaş nasıl yapıyor?
    Normal vatandaş direkt bir yöntem kullanıyor. Özellikle küçük işletmeler belge düzenlememek, giderlerini şişirmek, sahte belge kullanmak suretiyle vergi kaçırma yollarına gitmekte.
    Türkiye"de gelir dağılımında bu sorunlar yaşanırken kişiler şöyle bir yönteme başvurmaktadırlar. Türkiye"de para bir prestij aracı olarak görülmektedir; saygınlık anahtarı olarak gördükleri parayı elde etmek için insanlar kayıtdışı yöntemlere başvurabilmektedirler. Hatta suç ekonomisine, mafya ekonomisine yöneldikleri görülmektedir Türkiye"de. Bu nedenle kayıtdışı ekonominin kayıt altına alınması son derece önemlidir. Kayıtdışının birçok nedeni olmakla birlikte en önemli nedenlerden biri denetimin etkinsizliğinden, vergilendirmeyle ilgili yaşanan sorunlardan kaynaklanmaktadır. Etkin bir vergi denetim sisteminin mutlaka Türkiye"de oluşturulması gerekmektedir.
     
    -İfade ettiğiniz suç ekonomisine kadar varan bu tehlikeye karşı niçin etkin bir vergi denetim sistemi oluşturulmuyor?
    Vergi politikasının çeşitli sorunları. Öncelikle Türkiye"de vergi denetiminin çok başlıdır. Dört denetim birimi tarafından yerine getirilmektedir ve bu dört denetim biriminin organizasyon birliği, koordinasyonu ve bilgi paylaşımı sağlıklı bir şekilde sağlanamamaktadır.
    İstediğiniz kadar etkin kanunlarınız olsun istediğiniz kadar reform yapın, bu kapsamda kendilerinde bir şekilde "incelenmeyeceği" kanaati olan mükellefler vergi ödemekten kaçınacaklardır. Dolayısıyla dört denetim biriminin öteden beri savunduğumuz tek çatı altında toplanması ve sonraki ayaklarına geçilmesi gerekir.
     
    -Sonraki adımlar ne olmalı?
    Türk vergi sistemi beyan esasına dayanmaktadır. Bu beyanda mükellefler, aksine bir hüküm olmadığı sürece kendi gelirlerini beyan ederler, bizzat ödeyecekleri vergiyi tayin ve tespit ederler. İdare ise bunun karşılığında denetler, "beyanların doğruluğunu denetlemek" esası vardır. Her vatandaşımız vergi ödemenin kutsal, vatandaşlık görevi olduğunu bilirler fakat bir ikilem içerisine girer bu aşamada. Vergi ödememekle bir menfaat sağlayacağını düşünür ve bir çelişki yaşar. Bu aşamada vergi bilinci devreye girer. Vergi bilincinin yüksek olduğu ülkelerde insanlar gelirlerini doğru beyan etme eğilimi içerisine girerler. Bizim gibi vergi bilincinin düşük olduğu ülkelerde ise devreye çok etkin bir vergi denetim sisteminin girmesi gerekmektedir, beyanların doğruluğunun kontrol edilmesi gerekmektedir. Bunun için de etkin bir denetimi kurulması Türkiye"de şarttır. Uzun yıllardır bu yönde çalışmalarımız olmasına karşın gelinen noktada hala etkin bir vergi denetim sistemi oluşturulmadı. Bunu yapabilmemiz için mutlaka "bireysel çıkarlardan, arzulardan" uzak düşünülmesi gerektiğine inanıyoruz. Meslek taassuplarından (bağnazlık) kaçınılması gerektiğini, ülke çıkarları düşünülerek hareket edilip bir denetim sisteminin oluşturulmasına inanıyoruz.
     
    -Meslek taassubu ile neyi kastediyorsunuz?
    Ülkemizde bürokratik yapılanma çok serttir. Bu yapılanma içerisinde yeni bir reform yapmak son derce güçtür. Reform yapabilmek için biraz önce ifade ettiğim hislerden arınmış olmak reformun başarısını beraberinde getirecektir. Maliye Bakanlığı, bürokratik sıkıntıların yoğun olduğu bir bakanlık olmasından dolayı ideal yapının ortaya çıkmasında çok ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Bürokrasi kökenli sıkıntıları sürekli yaşamaktayız.
     
    -Bürokraside karar alma sıkıntı mı var?
    Kararlı hareket edilmesi gerekmektedir. Karar alıcıların bu konuda daha objektif davranması gerekmektedir.
     
    -Bu reformlar siyasete mi takılıyor?
    Siyasi bedellerinin düşünülmemesi gerekiyor. Türkiye"de şöyle bir sorun vardır: siyasetçiler bir şekilde bedelini öderler ama bürokrasi en azından yeterince bedel ödememektedir başarısızlıklar karşısında. Dolayısıyla bu konuda karar alıcıların bu reformların yapacakların daha cesur ve kararlı hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz.
     
    -Vergiye ilişkin alınacak kararlarda cesur olunamaması oy kaygısından mı kaynaklı?
    Yıllardan beri gelen bir sorun bu. Türkiye"de eğer siz vergi toplayamazsınız, topladığınız vergiyi de adaletli toplayamazsanız kamunun finansmanı için iki yola başvurursunuz: Borçlanma ve dolaylı vergiler. Bunun sonucunda da borç yükü, faiz, kamu hizmetlerinde kalitesizlik ve bir kısır döngü halinde yuvarlanıp top halinde devam edecektir. Bunu kırmak için gerçekten adaletli verginin toplanması, verginin tabana yayılması şarttır.
     
    Türkiye"de vergi inceleme oranı yüzde 2"dir, yani 100 mükelleften sadece 2"si incelenmektedir. Bu çok düşük bir orandır.
     
    -Verginin tabana yayılması çok sık kullanılıyor.
    Türkiye"de ciddi şekilde vergi ve kayıp kaçağı var. Bu doğrudan gelir dağılımına yansıyor. Vergi alanında son yıllarda ciddi atılımlar atılmıştır. Vergi oranlarında indirime gidilmiştir, vergi idaresi otomasyona geçme noktasında çok ciddi irade belirtmiştir. Ancak hala yeterince vergi toplanamıyorsa, vergi mükelleflerinin sayısında yeterince artış sıkıntı var. Beyanları incelediğimiz de özellikle son yıllarda çok ciddi bir vergi kaybını görebilirsiniz. Çünkü zaten verginin yüzde 70"i dolaylı alınmaktadır, geri kalan yüzde 30"luk dolaysız vergi dediğimiz vergilerin de yüzde 91"nin stopaj yoluyla yani kaynakta kesinti yöntemiyle alındığına baktığımızda çok ciddi şekilde beyanların doğru yapılmadığı herkes tarafından görülmektedir. Bu itibarla Türkiye"de öncelikle vergi bilincinin yerleşmesi için çok ciddi çalışmaların olması lazım. Küçük yaşlarda bu bilinci vermek gerekmektedir. Bu bilinci verirken yapılan bir yanlış var Türikye"de, elbette bir takım şiir yarışmaları, tiyatro konuları gibi çalışmalar var, bunlar da doğru ama öncelikle şunu insanlara anlatmak zorundayız: Çocuklarımızın geleceği için yüzyıl sonrasındaki Türkiye"nin güçlü olması gerektiği için herkesin vergi ödemesi gerektiği küçük yaşlardan itibaren insanlara aşılanmalı.
     
    -Tamda bu noktada, vatandaşa "vergi" dendiği zaman "yine mi vergi" karşılığını veriyor. Vergi vatandaşla devlet arasındaki bağların zayıflamasının da adı olmaya başladı?
    İnsanlar vergi bilincinin yanı sıra ödedikleri verginin nereye gittiğine bakmakta, nereye harcandığına bakmaktadır. Eğer bir ülkede bu vergilerin kendisine kamu hizmeti olarak dönmediğine inanıyorsa, rüşvet ve yolsuzluğun yoğun olduğuna inanıyorsa, kamu kaynaklarının israf edildiği kanaatine haiz ise vatandaşlar, vergi vermek istemeyecektir.
     
    -Şunu söyleyebilir miyiz: Yanlış doğruyu yoldan çıkarıyor?
    Başka bir kayba neden olmakta ve domino taşına benzemekte. Bunun yanı sıra kişilerin gelir, harcama ve tasarrufları arasında mutlaka otokontrol sistemi oluşturulması gerekiyor. Gelir, servet ve harcaması arasında bir bağlantının mutlaka kurulması gerekmektedir. Çünkü günümüzde bunun sorgulanması gerekmektedir. TBMM üyeleri ve birçok kamu kurum ve kuruluşları yöneticilerinin mal beyanında bulunduğu ülkemizde maalesef mükellefler bir beyanda bulunmamaktadır. Belki şu an için tartışılması çok erken olabilir ama ilerde bu mutlaka gündeme gelecektir. Belki "Nerden Buldun" sorusu şeklinde gelirin kaynağının sorulması tekrar gündeme gelecektir. Özellikle Avrupa Birliği normları çerçevesinde bunların tartışılacağını inanıyorum.
     
    -Şefaf devlet eşittir daha fazla vergi diyebilir miyiz?
    Şefaf devlet ilkesi kesinlikle vergi bilinci ve toplaması açısından çok önemli. Çünkü insanlar yolsuzluk ve geliriyle ödediği vergi arasında uçurum bulunan kişileri rahatça gözlemlemektedir. Şefaflık, açıklık, verginin nereye kullanıldığı inancı son derece önemlidir. Birçok gelişmiş ülkeyi analiz ettiğimizde, orada da her vatandaşın başında bir maliyeci bulunmamaktadır, ama vatandaşlar orada şunu düşünürler: Gider belgesini alır, karşı taraf da tüccar, esnaf, mükellefler belgesini düzenler verirler; almadığı zaman da başkasına vermez yırtar yenisini düzenler yine başka bir vatandaşına verir. Bunu yaparlarken hep ileriyi düşünerek yaparlar. Biz cari yaşayan bir toplumuz, günlük yaşıyoruz. Halbuki birçok gelişmiş ülkede insanlar 50 yıl sonrasının 100 sonrasını düşünerek hareket ederler. Sadece katı tedbirlerle bir yere varılması zor. İnsanlar niye vergi alması gerektiğinin, mükelleflerin niye belge düzenlemesi gerektiğinin mutlaka anlatılması ve inandırılması son derece önemlidir.
     
    Vatandaşların, ödedikleri her kuruş verginin hesabını sorabildikleri bir Türkiye ancak gelişmiş bir ülke olacaktır.
     
    VERGİ YÜZSÜZLERİ KAMUOYUNA DEŞİFRE EDİLMELİ
     
    -Yolsuzluklarının vergi bilincinde yarattığı ağır tahribatı önleme için başka neler yapılabilir?
    Vergi yolsuzluklarında ne gibi işlemler yapıldığı açık bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı. Yine gelişmiş ülkelere baktığımızda birçok ünlü işadamlarının, kamuoyunda ön plana çıkmış birçok ünlü şahsın vergi yolsuzluklardan vergi kaçakçılıklardan dolayı hapse girdiğini kamuoyu takip edebilmekte, hatta şaşkınlıkla karşılamaktadır. Bizim toplumumuzda da bu inancı verebilmemiz için daha şeffaf hareket etmeliyiz.
     
    -Vergilendirilememiş gelir olarak tanımlanan kayıtdışı açısından Türkiye"nin haritasını çizebilir misiniz?
    Kayıtdışı ekonomi kayıtlı ekonominin rakibidir. Haksız rekabete yol açmaktadır, kayıt altına gelmiş mükellefler de kayıtdışı faaliyetlere yönelmektedir. Türkiye"de çeşitli tahminlere göre yüzde 40-60 civarında kayıtdışı ekonominin büyüklüğü. Bu kayıtdışını sistem içine almak için tabiki tek başına vergilendirmeyle ilgili tedbirler yeterli olmayacaktır ama en önemli nedenlerinden birisidir. Nitekim 2007-2013 yıllarını kapsayan 9. Kalkınma Planı"nda "kayıtdışının arttığı, ülkemizde son yıllarda makro ekonomik yönlerden, istikrar konusunda ciddi gelişmeler sağlanmasına karşın kayıtdışı ekonominin büyüdüğü" belirtilmiştir. Bunun temel nedenini de etkin bir vergi denetiminin olmamasından kaynaklandığı vurgulanmıştır Plan"da.
     
    SAHTE BELGE DÜZENLEMEDE YÜZDE 60 ARTIŞ
     
    -İşinizi yaparken nasıl sorunlarla karşılaşıyorsunuz, özellikle vatandaş düzeyinde?
    İncelemeleri yaparken çok ciddi sorunlarla karşılaşıyoruz. Özellikle son yıllarda sahte fatura kullanma, düzenleme fiileri arttı. Net rakamlar olmasa da incelenen mükelleflerin yüzde 50-60"ı sahte belge düzenlemek ve kullanmak fiilinde bulunmaktadır. Sahte belge kullanmanın bu kadar yoğun olduğu bir sistemde kayıtlar ciddi şekilde zarar görmektedir. Kayıtların doğruluğu zedelenmektedir.
    Diğer taraftan sistemden kaynaklanan cari denetim yapamamak sıkıntısı vardır. Cari denetim demek; şu anda bulunan mükellefin belgelerini anlık inceleme olayıdır. Türkiye"nin en büyük sorunlarından birisi cari denetim yapamamak. Bu kapasitenin artırılması gerekmektedir. Ama ötesinde 5 yıl önceki 4 yıl önceki defter ve belgelerin incelenmesi hem mükellefleri hem de inceleme yapanları ciddi şekilde sıkıntılara yol açmaktadır.
    Artı fiziki koşullardaki sıkıntıları mevcuttur. Birçok ilde görev yapan arkadaşlarımızın çalışma koşulları yetersizdir. Bu da çalışma performanslarını düşürmektedir.
     
    -Sahte beldeki artışın iller, sektörler bazındaki durumu nedir?
    Genel anlamda söyleyebiliriz. Gerçekten çok yaygınlaştı son yıllarda İstanbul gibi verginin hemen hemen yarısının toplandığı bir yerde çok ciddi sıkıntı olduğu arkadaşlarımız tarafından bize bildirilmekte. Beni ürküten tablo şu; benim mesleğe başladığım ilk yıllarda, yaklaşık 19-20 yıl evvel, incelemelerde sahte belge bulmak çok zordu, hatta "sahte belge nasıl bir şeydir" diye çok merak ederdik. Ama şimdi nedeyse hemen hemen her incelemede maalesef sahte belge kullanıldığı görüyoruz. Ürküten bir tablo. Belli sektörlerde rastlarken şimdi hemen hemen her sektörde bu yaygınlaştığını görmek bizi son derce üzüyor. Daha etkin tedbirler alınması gerekiyor.
     
    VERGİ DENETMENLERİ DİĞER KURUMLARA KAÇIYOR
     
    -Vergi denetmenleri olarak yaşadığınız sorunlar neler?
    Hali hazırda 29 vergi dairesi başkanlığında 2799 vergi denetmeni, vergi incelemesi, teftiş ve soruşturma yapmaktadırlar. Türkiye"nin her yerinde vazifelerini bütün sorunlarına karşılık yerine getirmektedir. Uzun yıllarda beri Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi"nin yapısından kaynaklanan sorunlarla boğuşmaktadırlar. Bunlar özellikle örgüt yapısı içindeki konumu, meslekte yükselmede önünün kapanması, kendini geliştirme ve paylaşma konusunda yaşadığı sıkıntılar, vergi denetim birimlerini çok sayıda olması. Uygulamalardan kaynaklanan sorunlar. Örneğin rotasyon sorunu, lojman sorunu ve de çok uzun yıllardır yaşadığı özlük haklarına konusundaki sıkıntılara rağmen özellikle vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı konusunda görevleri başarıyla yerine getirmektedirler. Ama bu sorunların mutlaka çözülmesi gerekir. Özellikle son 1 yıl içinde kendini yetiştirmiş, sahada yetişmiş 300 vergi denetmeni arkadaşımız başka kurumlara geçiş yaptı. Diğer kamu kurumları veya özel sektöre geçmek zorunda kalmışlardır. Bu sorunların mutlaka çözülmesi gerekiyor, çünkü biz vergi denetmenleri vergi incelemelerinin yüzde 90"nı gerçekleştiriyoruz artı vergi denetim birimlerinin yüzde 80"ni oluşturmaktadır. Böyle büyük bir topluluğun küstürülmesi kime hizmet edecektir, kimin faydasına olacaktır. Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
     
    -Vergi denetim elemanları ve diğer birimlerdeki maliyeciler baskı görüyor mu?
    Vergi denetiminde bağımsızlık olunmalı. Bağımsızlık çok önemli. Vergi denetim elemanı özgüvenle hareket etmek zorunda, daha bağımsız hareket etmek zorunda; baskılar altında inceleme yapması zaten mümkün değildir. Şunu da belirtmek isterim ki, kamu kurumları içerisinde belki de bu konuda daha rahat hareket eden Maliye"nin denetim birimleridir. Ama daha özgür, bağımsız, özgüvenli bir inceleme yapmak zorundadır. Vergi denetmenleri bağlı olduğu yerler, görev emrini aldığı yerler çok önemlidir. Öyle bir yerde bağlı olması gerekir ki bu baskılardan uzak bir inceleme yapabilme alanının oluşturulması gerekmektedir.
     
     
    -Son olarak söylemek istediğiniz?
    Kamuoyunun da takip ettiği üzere Hükümetimiz, denetim birimlerini tek çatı altında toplanmasına ilişkin olarak bir çalışma yaptı, kanun tasarısı hazırladı. Başbakan Yardımcısı, Devlet Bakanı Cemil Çiçek, 7 Nisan 2008 tarihinde Bakanlar Kurulu toplantısının ardından bir açıklama yaptı. Hesap uzmanlarının, Maliye müfettişlerini, gelirler kontronörlerinin ve vergi denetmenlerinin kaldırıldığını, aynı unvanda vergi denetçisi olarak tek çatı altında toplandığını ifade etti. Ancak aradan geçen zamanda TBMM"ye sevk edilen tasarıda tek çatıdan vazgeçildiğini gördük, ikili bir sisteme gidildiğini gördük ve bizde bu şaşkınlığa, hayal kırıklığına neden oldu. İlk üç denetim birimi "Maliye Denetçisi" adı altında birleştirildi, incelemelerin yüzde 90"nı yapan en büyük denetim biriminin ve yüzde 80 denetim gücünü oluşturan vergi denetmenlerinin bu çatı dışında bırakıldığını gördük. Bu çok büyük şaşkınlık yarattı. Bunun düzeltilmesini istiyoruz. Bu mevcut sorunları daha çok artıracaktır. Amaç olarak etkin denetim sistemi ve bürokratik sıkıntıları aşma için getirildiğini biliyoruz anacak mevcut tasarı sorunlarının daha çok büyüteceğini, daha karmaşık hale getireceğini düşünüyoruz.

    16 Haziran 2008 Pazartesi

    Vergi denetmenleri terfi edebilmeli

    AHMET YAVUZ

    ahmet.yavuz@zaman.com.tr Ekonomi

    Vergi denetmenleri terfi edebilmeli

    Kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması ve vergi uygulamalarının herkes tarafından arzu edilen bir noktaya getirilmesi, daha iyi çalışan güçlü bir vergi idaresi ve etkin bir vergi denetimi yapısının oluşturulmasına bağlı. Denetim kelimesinden ise sadece vergi incelemesi anlaşılmamalı. Vergi denetimi, geniş manada vergi idaresinin merkez ve taşra örgütünün iç denetime tabi tutulmasını ve lüzumu halinde vergi personelinin soruşturmalarının yapılmasını da kapsıyor.

    Ülkemizde kayıt dışı ekonominin boyutları gittikçe artıyor. Nitekim bu husus, 2007-2013 yıllarını kapsayan 1. Kalkınma Planı'nda açıkça ifade edildi. Bu artışı engelleyecek temel unsur denetim gücüdür. Kayıt dışı ile mücadelede takip edilmesi gereken politika cari dönem için etkin ve yaygın denetimdir. İnceleme ve denetim gücünün koordineli ve etkili bir şekilde çalışması mükelleflerin incelenmekten çekinerek beyanlarını doğru şekilde vermelerini sağlar. Bu yüzden önemli olan, sınırlı sayıdaki mükellefi inceleyerek yorum farkından kaynaklanan matrah farkı bulmak değil, büyüklü küçüklü tüm mükellefler nezdinde inceleme oranını yüzde 2'lerden 10'lara çıkarmaktır. Bu da mevcut inceleme elemanı sayısını artırmak ve denetim elemanlarını düzenli bir şekilde koordine etmekle mümkün olur. Bu koordinasyon ihtiyacı sebebiyle Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bizzat takip ettiği vergi inceleme birimlerinin birleştirilmesini de sağlayacak kanun tasarısı bir ay önce hükümet sözcüsü Cemil Çiçek tarafından kamuoyunun bilgisine sunulmuştu. Tasarı kamuoyu ile paylaşılmazdan önce birçok söylenti çıktı. Ancak geçen hafta basına yansıyan tasarı, bu söylentilerin neredeyse tamamını asılsız çıkardı. Öyle ki; gelir idaresinin müsteşarlık şeklinde örgütleneceği, bu müsteşarlık bünyesinde 5 genel müdürlüğün kurulacağı, şimdiki 29 vergi dairesi başkanlığı yerine 21 bölge başkanlığının olduğu bölge sistemine geçileceği ifade ediliyordu. Ancak bu tür düzenlemeler tasarıda yok. Başlangıçta olup sonra vazgeçilmiş de olabilir.

    Tasarı ile halen merkez denetim elemanlarının görev yaptığı birimler olan Maliye Bakanlığı bünyesindeki Maliye Teftiş Kurulu ve Hesap Uzmanları Kurulu ile Gelir İdaresi Başkanlığı'ndaki Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı kaldırılarak bunların yerine Maliye Bakanlığı teşkilat yapısında doğrudan bakana bağlı 'Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı' birimi oluşturulacak. Söz konusu vergi denetim elemanları, bu birime bağlanmak suretiyle 'Maliye Denetçisi' unvanı altında birleştirilecek. Maliye Bakanlığı'nın, Maliye müfettişi ve hesap uzmanlarına ait bin 618, gelirler kontrolörlerine ait 900 olmak üzere toplam 2 bin 518 kadro iptal edilirken, çeşitli derecelerde bin 251 maliye denetçisi kadrosu ihdas ediliyor.

    Vergi daireleri ihmal edilmesin

    Vergi denetim elemanları sayısının yetersiz olduğu ve kadroların doldurulması gerektiği her kesim tarafından paylaşılan bir gerçek iken, tasarıda vergi denetim kurulu başkanlığı bünyesindeki denetim elemanı kadrosunun azaltılmasını anlamak zor. Ayrıca, 'denetimde çok başlılık var, koordinasyonda zorlanıyor' deniliyor ve 3 ayrı denetim birimi tek çatı altında birleştiriliyor. Üç ayrı denetim birimi birleştikten sonra ne koordine edilecek ki? Bir de denetim koordinasyon kurulu kuruluyor. Kontrolörlere sözlü mülakat sınavı yapılacak deniyordu. Bu da tasarının ilk halinden çıkarıldı. Bence de anlamsızdı ve güzel bir başlangıç için hiç de hoş değildi. Çıkarıldığı iyi oldu.

    Tasarı vergi denetmenleri ile ilgili herhangi bir düzenleme içermiyor. Böyle köklü bir değişikliğe gidilirken vergi denetmenlerine de dikey yükselme imkânı verilebilir. Böylece taşrada görev yapan vergi denetmenleri de motive edilmiş olur. Dikey yükselme sicil ve sınavla olabileceği gibi vergi denetmenlerinin yeterlilik sınavında ilk 5'e veya 10'a girenlerin otomatikman Kurul'a alınması şeklinde de olabilir.

    Diğer yandan, özenle seçilen ve meslekî konularda yetiştirilen vergi denetim elemanlarına özel sektörden çok talep geliyor. Bu elemanlardan kamunun yeterince yararlanabilmesi için ciddi ölçülerde reel kayba uğramış özlük haklarının düzeltilmesi gerekiyor. Denetim elemanları, daha önce yeminli mali müşavirlik sınavından muafiyet avantajı sayesinde tahammül ettikleri şartların sınav mecburiyetinin de getirilmesiyle katlanılmaz bir hal aldığını söylüyor.

    Son olarak, bu tartışmalar hep çatıyla ilgili. Vergi daireleri bu işin aslı ve esası. Eğer bir şeyler yapılacaksa asıl buralar ihmal edilmemeli. Vergi dairelerinin otomasyonu tamamlanmalı. İnsan unsuru gelir uzmanları ile daha donanımlı, cevval ve güvenilir hale getirilmeli. Vergi dairelerinin yönetim kadroları çok önemli. İstanbul'da milyar YTL'lik iadelere imza atan müdürler var. Buralarda yönetici olacak kişilerin dürüst ve cesur olması şart.

    12 Haziran 2008 Perşembe

    Vergi toplamak için ’Nereden buldun’ şart”

    Vergi toplamak için ’Nereden buldun’ şart”

    Hatırlarsınız, dönemin Maliye Bakanı Zekeriya Temizel "Nereden buldun?" düzenlemesini çıkardığında yer yerinden oynamıştı.
     
     
    Yazar E-Posta
    • Haber Tarihi
      : 12 Haziran 2008
    Yasa uygulanabilseydi, belki de Amerikan filmlerinde gördüğümüz vergi sistemi Türkiye'ye de yerleşecek, lüks içerisinde yaşadığı halde bir asgari ücretli kadar bile vergi ödemeyen vergi yüzsüzleri tarihe karışacaktı. Ancak olmadı. Yasa rafa kalktı. Nereden buldun ve mali milat tartışmalardan öteye geçemedi. Hatta Maliye, 'nereden buldun'la birlikte elindeki bir çok denetim silahını da o tarihte kaybetti.

    Hatırlatmakta yarar var. Nereden buldun; elde edilen gelirin vergisinin ödenip ödenmediğinin ispat yükümlülüğünü direkt mükellefe yüklüyordu. Şimdi ise bu yükümlülük Maliye'nin sırtında. Bunun içindir ki; vergi kaçırdığından şüphelenilen, hatta şüphenin de ötesinde gerçek vergisini ödemediği ayan beyan ortada olan mükellefler para saçacak, zenginliklerini eşe dosta sergileyecek türlü şaklabanlıklar peşinde koşarken, Maliye'nin denetim elemanları belge toplamakla uğraşıyor.

    UNAKITAN BÜYÜK ŞANS

    Durup dururken 'nereden buldun' da nereden çıktı, diyebilirsiniz. Anlatalım: Bu gazeteden bir çok ayrıntısını okumuşsunuzdur. Maliye Bakanlığı bir süredir Gelir Vergisi Kanunu'nda yapılacak değişiklik üzerinde çalışıyor. İlk çalışma Vergi Konseyi'nin kamu ve özel sektörden gelen üyelerine hazırlatıldı. Şimdi Maliye'nin Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü son rötuşları yapıyor. Başbakan Erdoğan'ın talimatı üzerine, tasarı taslağı bittiğinde başta TOBB, TESK, TZOB, TÜRMOB, işçi ve işveren örgütleri olmak üzere ilgili tüm sivil toplum kuruluşlarına gönderilip, görüşler alınacak. Maliye, işte bu taslağın içerisine 'nereden buldun' benzeri bir 'vergi güvenlik mekanizması' yerleştirmek istiyor.

    Çünkü, böyle bir mekanizmanın yokluğuna artık Maliye içerisinde tahammül kalmadı. Gelişmiş bilgisayar altyapısına, denetim elemanlarının arttırılmasına rağmen istenilen sonuç yeterince alınamadı. Maliyeciler belge peşinde koşmaktan yoruldu. Getirilmek istenen sistemi önce gizleyen, ancak denetim konusundaki görüşlerimizin çakışması üzerine rahatlayan bir Maliye yöneticisinin şu sözlerini dikkatlerinize sunuyorum: "Kimilerinin kolaylıkla vergi kaçırdığı düşüncesi toplumsal vicdanı yaralıyor. Herkesin gerçek geliri üzerinden vergisini ödeyeceği bir sisteme ihtiyacımız var.

    Mali milat gereksiz. Ancak vicdanları rahatlatmak istiyorsak, nereden buldun benzeri bir güvenlik müessesesine, hatta doğrudan nereden bulduna ihtiyacımız var. Bakanımızın Unakıtan olması bu sistemin toplum tarafından kabul edilmesi ve yanlış anlaşılmalara yol açmadan uygulanması açısından büyük şans.

    Hiç kimse, piyasanın içinden gelen bir bakanın yönetimindeki Maliye'nin piyasayı tıkayacağı iddiasında bulunamaz. Devlete ödemesi gereken vergiyi düğünlerde saçan, yurt dışındaki tatillerde harcayan, çocuğunu lüks ciplere bindirenler bu sefer kamuoyunu peşlerinden sürükleyemez. Türkiye'nin bu ayıptan kurtulması için medya desteğine ihtiyacımız olacak."

    Dürüst vatandaş, dürüst mükellef olan herkes için bu sözlerin çok büyük anlam taşıdığı açık. Ancak siyasi belirsizliğin ortaya çıktığı, yerel seçimlerin yaklaştığı, üstelik de erken seçimin konuşulmaya başlandığı bir dönemde vergi reformunu kim, nasıl yapacak? Tarihi fırsat yine kaçarsa, tek tesellimiz yeni evli çiftlerin bol takılı düğün sevinci olacak.

    26 Mayıs 2008 Pazartesi

    25.05.2008


    Maliye Bakanı, bürokratların basın organlarıyla temas etmesini yasakladıMaliye Bakanı Kemal Unakıtan, Bakanlık bürokratlarının kendi yetki alanlarına giren konularda bile yorum ya da değerlendirme yapmasını sevmiyor. Bu nedenle Maliye Bakanlığı’nda yürüyen çalışmalarla ilgili birçok gelişme kamuoyuna “İ

    smini vermek istemeyen bir Maliye yetkilisi” ya da “Üst düzey bir Maliye bürokratı” ifadeleriyle yansıyor. Ancak bu formülle by-pas edilmekten pek de hoşlanmayan Bakan Unakıtan, birkaç haftadır bakanlık çalışmalarıyla ilgili kamuoyuna yansıyan haberler üzerine çareyi “Sus Genelgesi” çıkarmakta buldu. Unakıtan yayınladığı iç genelgeyle, bürokratların basın organlarıyla temas etmesini, bilgi, belge vermelerini yasakladı. Genelgede, “bazı personelin Bakan’ın izni olmaksızın basına kamu görevlerine ilişkin bilgi verdiği” belirtilerek, bürokratların basınla temas etmesinin mevzuata da aykırı olduğu vurgulandı. Bakan Unakıtan, 2004 yılında da benzeri bir genelgeyle bürokratlarına konuşmayı yasaklamıştı. Bakanlık koridorlarında bahsedildiği şekliyle Bakan Unakıtan, bürokratlarına yine bir “ayar” vermiş oldu.

    0 yorum
    Vergi denetimi bağımsız olmalı

    Mahfi Eğilmez

    12/02/2008 (1165 kişi okudu)

    Bugünlerde sızan bazı haberler; Maliye Teftiş Kurulu'nun, Hesap Uzmanları Kurulu'nun ve Gelirler Kontrolörleri Kurulu'nun kaldırılacağı ve bunların Gelir İdaresi Başkanı'na bağlı olarak vergi denetçisi adı altında bir kurulda toplanacağı, vergi denetmenlerinin ise eskiden olduğu gibi illerde vergi dairesi başkanlarına bağlı olarak çalışmaya devam edeceği yönünde hazırlıklar yapıldığını ortaya koyuyor. Geçmişte başından kötü vergi denetimi deneyimi geçmiş olanlar "Oh olsun" diyorlardır eminim. Vergiyle başı dertte olan birçok kişi de bu yeni düzenin daha kaotik bir yapı yaratacağını ve vergi denetiminin zayıflayacağını, dolayısıyla daha az inceleneceğini umarak yeni düzenlemeye destek veriyor olabilir.
    Türkiye'yi yönetenler ve onlara programlarıyla destek veren IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, bir yandan Türkiye'nin kayıt dışı ekonomi olmaktan kurtulmasını bir yapısal reform olarak tanımlayıp bu yolda adımlar atılması gereğini vurgularlarken, bir yandan da kayıt dışılığın bilinen en yaygın biçimi olan vergi dışılığı önleyebilecek olan vergi denetimiyle görevli denetim elemanlarının başında Demokles'in kılıcını sallandırıyorlar.
    Vergi yönetiminin bağımsız ya da özerk olması diye bir şey söz konusu olamaz. Vergi yönetimi ve vergi politikası bir hükümetin en temel işlevlerinden birisidir. Eğer bir hükümet vergi uygulamasını yönlendiremiyorsa başka hiç bir şey yapamaz. Vergi oranlarını indirmek ya da artırmak, vergi yasalarını, yönetmeliklerini yapmak ve uygulamak, yeni vergiler getirmek ya da mevcutların bazılarını kaldırmak siyasal iktidarın en önemli görevlerinin başında gelir. Bu görevler bağımsız ya da özerk bir kuruluşa devredilemez. Türkiye, Gelir İdaresi Başkanlığı adı altında bir örgütlenmeye giderek bence doğru yapmadı. Gerçi uygulamada bu başkanlık bağımsız ya da özerk olamadığı için uygulamada pek bir sorun çıkmadı ama görünürde de olsa vergi yönetiminin özerkliği yanlış bir kavram olarak ortada kalmaya devam etti.
    Bağımsız olması gereken vergi yönetimi değil, vergi denetim işlevidir. Vergi denetimi, vergi yönetimi ile vergi yargısı arasında bir yerdedir ve siyasetten bağımsız olmak durumundadır. Hükümet yasayı çıkarır, vergiyi koyar, nasıl uygulanacağını yorumlar. Ondan sonrası vergi denetiminin işidir. Yani mükellef bu düzenlemeye uygun olarak vergisini hesaplayıp ödemiş mi ödememiş mi bunun saptanması vergi denetimine aittir. Ve bu saptama bağımsız bir denetim birimi eliyle olmalıdır. Aksi takdirde siyasal iktidar kendisine yakın olanları denetletmeyebileceği gibi denetçiler üzerinde baskı yapıp raporlarını değiştirtebilir. Oysa vergi denetim birimi bağımsız olursa siyasetin karışımı söz konusu olamaz.
    Yapılması gereken şey Vergi İdaresi Başkanlığı'nı yeniden Gelirler Genel Müdürlüğü haline getirmek ve bağımsız bir Vergi Denetim Kurulu (VDK) kurmaktır. Bu kurula Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri alınmalıdır. Hepsine Vergi Müfettişi ya da Vergi Denetçisi unvanı verilmeli v